Antik Likya bölgesinde yer alan ve İngiliz gezgin Charles Fellows tarafından keşfedilen Kadyanda, günümüzde Muğla ilinin Fethiye ilçesi sınırları içinde bulunmaktadır. Yeşilüzümlü Beldesi yakınlarında, deniz seviyesinden 400 ile 900 metre yükseklikte bir tepe üzerinde konumlanan yerleşim, kartal yuvası görünümüyle dikkat çeker. Antik Çağ'da Kaunos ile Araxa yolu üzerinde bulunan kent, kuzeyde Bubon ve doğuda Araxa ile sınır komşusuydu. British Museum'da korunan Piksodaros Kararnamesi, kasabanın Likya dilindeki orijinal adının Xadawãti olduğunu ortaya koymaktadır.
Likçe yazıtlarında Kadawanti şeklinde geçen ismindeki "-nd" son eki nedeniyle, yerleşimin tarihinin M.Ö. 3. binlere kadar uzanabileceği öne sürülmektedir. Bununla birlikte, yüzeyde görülebilen en erken kalıntılar M.Ö. 5. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Klasik dönemde Xanthus'un yöneticiliği altında bölgenin önemli bir yerleşimi olan Kadyanda, kendine has sikke basımıyla da öne çıkmıştır. Antik yazarlar tarafından Plinius hariç doğrudan anılmamış olmasına rağmen, günümüze ulaşan kalıntılar kentin hiç de önemsiz olmadığını kanıtlamaktadır.
Kadyanda'nın mimari dokusu doğal topografyaya uyumlu olarak şekillenmiştir. Kentin etrafı, araziye ve sarp yamaçlara uyum sağlamak üzere defalarca yeniden inşa edilmiş sur duvarlarıyla çevrilmiştir; özellikle güney kesimde surların önemli bir bölümü günümüze ulaşmıştır. Hellenistik Dönem'e ait poligonal sur duvarları, antik tiyatronun istinat duvarlarını da oluşturmakta olup yüksek kalitede taş işçiliği sergiler. Kentte ayrıca stadion, hamam, podyumlu tapınak, koşu pisti, agora, konut kalıntıları ve sarnıçlar tespit edilmiştir.
Kentteki en dikkat çekici yapısal unsurlardan biri, güney yamacına yaslanmış olan Hellenistik Dönem tiyatrosudur. Doğal eğimden faydalanılarak inşa edilen tipik bir Likya dönemi eseri olan tiyatro, Roma Dönemi'nde onarımlar geçirerek tekrar kullanılmaya devam etmiştir. Agoranın bir kenarında yer alan Dorian tarzı tapınağın duvarlarında ise bağışçıların yer aldığı uzun bir liste okunabilmektedir. Stadionun doğu kısmı da Roma Dönemi'ne tarihlendirilmektedir.
Kadyanda'daki su ihtiyacının büyüklüğü, alanda yer alan sarnıç kalıntılarından anlaşılmaktadır. Stadionun doğu kısmındaki geniş bir alanın altında bulunan, birbirine bağlı dört büyük sarnıç yapısı, antik kentte su temini ve korunmasının ne denli hayati olduğunu göstermektedir. Hamamlar ve koşu pisti gibi sosyal yapılar da kentin tam teşekküllü bir yerleşim yeri kimliğini desteklemektedir.
Kentin güney kesiminde, surların dışında konumlanan nekropol alanı epigrafik zenginliğin kaynağıdır. Nekropol alanı zamanla plundered edilmiş ve kısmen tahrip olmuş, 2016 yılındaki bir ziyarette ise büyük ölçüde bitki örtüsüyle kaplanmış halde bulunmuştur. Kentin yakınlarında yer alan ve Likya genelinde nadir görülen tonozlu formdaki ev tipi kaya mezarları, lahitler ve yokuş yukarı yolda yer alan yazıtlı kabartmalı mezarlar bölgenin öne çıkan cenaze mimarisini oluşturur.
Kadyanda'daki yerleşim süreci M.S. 7. yüzyıla kadar devam etmiştir. Ancak bu geç döneme ait yapılar, sur içi ve çevresindeki yoğun erken dönem kalıntılarıyla kıyaslandığında oldukça sınırlıdır.
Günümüzde ziyaretçiler, Yeşilüzümlü beldesinden Ortaköy'e bağlanan asfalt yolun Ecebeli Mevkii'nden güneye inen 8 kilometrelik stabilize orman yolu aracılığıyla Kadyanda'ya ulaşabilmektedir. Alanda görülebilen kalıntılar genel olarak M.Ö. 5. yüzyıl ve sonrasına tarihlenmekte olup, ziyaretçilerin kalıntılar arasında yürüyebilmesini sağlayan patikalar mevcuttur.
Wikimedia research dossier · Son kontrol: 2026-09-20 22:11:51


